Dünya’da Korona virüs (COVID-19)

Merkez üssü Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip korona virüs COVİD-19 tüm dünyada olduğu gibi ülkemizinde hem sosyal hayatı hem ekonomik hayatımızı çok zorlamakta. Dünyanın toplamında şu anda 1.413.415 vaka sayısı iyileşen hasta sayısı 298.389 maalesef bu virüsün can aldığı insan sayısı ise 81.259.

Türkiye’de Korona virüs (COVİD-19)

Sağlık bakanlığının ilk Çin’in Wuhan kentinde virüs’ün görüldüğü tarihten itibaren organize olarak yaptığı çalışmalar ve topladığı bilim kurulu üyeleri sayesinde neredeyse tüm dünyadan daha geç zamanda başlamasında ilk vakanın diğer ülkelere nazaran daha hazırlıklı başlamasında çok etkili oldu ancak 11 mart günü Türkiye’de ilk korona virüs (COVİT-19) vakası görüldü. O günden bu güne ülkemizdeki;

  • Vaka Sayısı :34.109
  • İyileşen hasta sayısı :1.582
  • Vefat sayısı :725’olarak açıklandı.

su arıtma cihazı

Peki Türkiye’de Korona virüs (COVID-19)ün merkez üssü neresi?

Aslında bu soruyu 80 milyon insana sorsak tek bir cevap alabiliriz. İSTANBUL, Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi olan Sadece 2019’un ilk 9 ayında 11 milyondan fazla turisti çeken ülkemizin en kalabalık şehri İstanbul maalesef korona virüs için ülkemizde merkez üssü olmuş durumda ki rakamlar şöyle;

  • Vaka Sayısı :12.231
  • İyileşen hasta sayısı :-
  • Vefat sayısı :117’olarak açıklandı.

İstanbul’da Korona Virüs (COVID-19)

İstanbul’da hayatı durma noktasına getiren sosyo-kültürel ve ekonomik anlamda insanları zorlayan aynı zamanda bir takım alınan önlemler neticesinde hayalet şehir olan İstanbul eski trafiğini insan kalabalığını toplu taşımalardaki zorlukları neredeyse artık özlem noktasına gelmesine neden oldu.65 yaş üstü insanlarımızın bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle ve 20 yaş altı gençlerde ise taşıyıcılık özelliğinin fazla olması sebebiyle sokağa çıkma yasağı bunun yanında çarşıda marketlerde toplu bulunulacak her yerde maske takma zorunluluğu getirilmesi gibi kararlar alındı.20 ila 65 yaş arası kişilere devlet tarafından maske dağıtılması gibi önlemler alındı.

Peki bizim bireyler olarak almamız gereken 10 önlem nedir

  1. Ellerimizi sık aralıklarla 20 saniye boyunca sabun ve su ile yıkamak
  2. Ellerimiz dezenfekte edilmeden göz,burun ve ağız teması yapmamak
  3. Sosyal mesafeyi korumak ve herhangi bir temas olunduysa hemen ellerimizi bol su ile yıkayarak dezenfekte etmek.
  4. Öksürürken veya hapşırırken tek kullanımlık mendil kullanmak yanımızda yoksa dirsek içini kullanmak.
  5. Hastalığı geçiren kişilerin temas ettiği yerleri dezenfekte etmek.
  6. Hastalığı geçiren yada fark etmeksizin toplu olarak bulunulacak ortamlarda sosyal mesafeyi korumak ve maske kullanmak.
  7. Uzun süre kapalı ortamlarda bulunmamak olduğumuz mekanları sık sık havalandırmak yiyeceklerimizi iyice yıkayarak kullanmak
  8. Hazır gıda fast-food gibi yiyeceklerden uzak durmak doğal ve taze besinler tüketmek aynı zamanda Tuzlu ılık su ile boğaz gargarası yapılması ve bol ılık su tüketimi virüsün yerleşmesini engelleyebilir.
  9. Hastalık belirtileriniz olduğunda yüksek ateş öksürük eklem ağrıları hissedildiğinde kendinizi hemen izole ederek ALO 184 Korona virüs hattını yada 112 acil’i arayarak yardım istemek.
  10. Sağlıklı beslenmek ve uyku düzeninizi koruyarak bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak.
Damacana Sularda Virüs Tehlikesi
Damacana Sularda Virüs Tehlikesi

Peki Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin Neler Yapmalıyız?

Günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin

Sebze ve meyveler sahip oldukları antioksidanlar (A, C, E vitaminleri, folik asit gibi vitaminler, selenyum gibi mineraller, oligosakkaritler ve bazı fenolik bileşikler) sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirirler ve hastalıklara karşı vücut direncini artırırlar. Özellikle maydanoz, kuşburnu, yeşil biber, greyfurt, portakal, kivi, çilek, enginar içlerinde yüksek miktarda C vitamini, zeytin yağı, ceviz, badem, fındık ve türevleri E vitamini ve havuç, ıspanak, domates, brokoli, pırasa, bal kabağı gibi sebzeler ise bir A vitamini türevi olan “beta karoten” içerir. Bu nedenle bu sebze ve meyveleri mutfağınızdan eksik etmeyin.

Yulaf tüketin

Yulaf, bağışıklık sistemini uyarıcı özelliğinin yanı sıra birçok bilimsel çalışmada kanser, mikrobiyal enfeksiyonlar, diyabet ve yüksek kolesterol tedavisinde de etkili olabileceği ortaya konulan “beta glukan” içerir. Bu nedenle özellikle sık sık soğuk algınlığı ve gribe yakalananlar, yoğun ve stresli bir çalışma temposu olanlar mutlaka beslenmelerinde yulafa yer vermelidir.

Sarımsaktan vazgeçmeyin

Sarımsak sadece yemeklerimizin vazgeçilmez bir lezzeti olarak değil; insan sağlığı için de yüzyıllardır önemli bir deva olarak kullanılır. Sarımsak içerdiği “allicin” sayesinde güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. Bu sayede bağışıklık sistemini destekler ve birçok hastalığın oluşumunu önler.

Yoğurt ve kefir tüketin

Son yıllarda yapılan birçok araştırma probiyotik etki gösteren besinlerin özellikle bağırsak florasını geliştirerek bağışıklık sistemini güçlendirdiğini göstermektedir. Ayrıca probiyotik besinlerin iltihabi (enflamatuvar) hastalıkların oluşumunu önlediği ve antioksidan etki gösterdiği de yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu nedenle kefir ve yoğurdu sofralarımızdan eksik etmeyelim.

Günde 2-3 fincan yeşil çay tüketin

Yeşil çay içerdiği “kateşin” sayesinde antioksidan etki göstererek bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca kalbi güçlendirir ve kan şekerini dengeler. Ancak yeşil çayın diüretik (idrar söktürücü) etkisi olduğu için tansiyon ve böbrek hastaları, yeşil çayı doktor ve diyetisyenlerine danışarak tüketmelidirler.

Zencefil tüketin

Taze zencefil B6 vitamini, C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum, manganez ve lif açısından oldukça zengindir. Özellikle soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir.

Haftada 2 kez balık tüketin

Özellikle soğuk deniz balıkları yüksek miktarda antioksidan etki gösteren Omega 3 içerir. Yapılan birçok çalışma Omega 3 yağ asitlerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve özellikle kolon ve prostat kanserlerinin önlenmesinde yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle haftada 2 kez mutlaka balık tüketilmelidir.

Şeker tüketimini azaltın

Son yıllarda yapılan çalışmalar fazla şeker tüketiminin bağırsak florasını bozarak bağışıklık sistemini baskıladığını göstermektedir. Bu nedenle beslenmenizde mümkün olduğu kadar şeker ve şekerli besinleri azaltın.

Suyu Asla İhmal Etmeyin

Sıcaklığın azalmasıyla doğru orantılı olarak su tüketimi de azalır. Ancak vücudumuzun su ihtiyacı her mevsimde devam eder. Bu nedenle özellikle gripten korunmak için günde 2-2,5 litre su tüketin.

Suyunuzu evinizde üretebilmek ve kimsenin elinin değmediğini bilmek ister misiniz?

Mineralli doğal ve kaliteli su içmek ister misiniz?

hijyen su arıtma cihazı

8,5 pH alkali seviyesi ile doğal detoks ve bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak ister misiniz?

Bu soruların cevabına evet diyorsanız size
Dünyanın en kaliteli su arıtma cihazı ve filtrelerini sizlere sunmak ve sizlere hizmet vermek için çalışıyoruz.

Siparişinizin başından montaj bitimine kadar evinizin sıcaklığından ayrılmadan İstanbul’da en iyi su arıtma cihazına sahip olabilirsiniz.

Korona virüs alacağımız önlemlerden daha güçlü değil!

Virüs İçermeyen Arıtılmış Temiz Su İçin
Su Arıtma Cihazı Tavsiyesi